10 Nisan 2008 Perşembe

Muharrem Ertaş

Bozkırın tezenesi, Neşet Ertaş, çalıştığı gazinodan Leyla adlı bir kadınla evlenir. Babasına sormadan yaptığı bu evlilikten sonra, babası Muharrem Ertaş'ın “küsmedim Neşedim kahrettim sana” diyerek yaktığı sitem dolu türküsü gelir uzaklardan. Bu evlilikten 3 çocuğu olan Neşet Ertaş, 6 yıl sonra Leyla ile yollarını ayırır. İşte ondan sonra oğul Neşet’in “hata benim, neredesin sen, yandı bağrım, evvelim sensin” türküleri gelir. Baktığımızda gönlü yanık, dertli, aşık ve garip bir insanın, acı ve pişmanlıkla dolu sözleridir, gelir yüreğinizin orta yerine oturur. Muharrem Ertaş'ın çaresizliğini ise, özellikle, "ar gelir" derken yaptigi tekrar da duyarsınız.

Temiz ruhlu, saf kalplisin şöhretsin.
Hakkın vardır evlenmeye evladım.
Mevlam sana yapanları kahretsin,
Aslı bozuk alma dedim evladım.

Dokunsalar nazif tene kir gelir,
Bizden önce ceddimize ar gelir,
Köle olmak şanımıza zor gelir
Aslı bozuk alma dedim evladım.

Küsmedim Neşedim kahrettim sana,
Baban değil miydim sormadın bana,
Olan olmuş yavrum ne deyim sana
Sen aklını yitirmişin evladım.



Öte yandan bahar gelmiştir, toprak ısınmış, güneş hafiften gülümsemekte, tatlı ve ılık rüzgar güzüde andıran bir serinlilikle hafif hafif esmekte. Bahar şarkıları dinlemek lazım, ruha ferahlık vermek, nefes aldırmak, kışın yorgunluğunu atmak lazım. Nihavend iyi gider, latiftir. Tatlı bir meltem gibidir, ürpertir ama üşütmez, içinizi sımsıcak duygularla doldurur.

Erişti nevbahar eyyamı açıldı gül-ü gülşen
Çerağan vakti geldi lale-zarın didesi ruşen
Çemenler döndü ruy-i yare rengi lale vü gülden
Çerağan vakti geldi lale-zarın didesi ruşen

Açıldı dilberin ruhsarı gibi laleler güller
Yakıştı zülf-ü huban veş zemine saçlı sümbüller
Neva-saz olmada bin şevk ile aşüfte bülbüller
Çerağan vakti geldi lalezarın didesi ruşen